Yargı Kararı Sonrasında Kur Farklarının Kdv Karşındaki Durumu !

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 20’ nci maddesinde; KDV matrahının teslim ve hizmetlerin karşılığını oluşturan bedel olduğu, aynı kanunun 24’üncü maddesinin (c) fıkrasında ise vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil olduğu hüküm altına alınmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanmış Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinin “III/A” bölümünde KDV matrahına dahil unsurlara ilişkin açıklamalar yapılmış ve “5.3.Kur Farkları” alt başlıklı bölümünde de kur farklarının KDV matrahına dahil olduğu idare tarafından kabul edilmiştir.

Tebliğ’de yer alan düzenlemede; bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerektiği ve teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin, kur farklarının KDV matrahına dahil edilmesi gerektiğini açıklayan kısmının iptali istemiyle; ilk derece mahkemesi olarak Danıştay 4 ‘üncü Dairesinde açılan dava, dairenin 18.05.2017 tarih ve E:2014/4834, K:2017/4605 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ancak Danıştay 4. Dairesince verilen bu kararın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde bozulması istenmiştir.

Bunun üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından 13.12.2017 tarihli ve E:2017/548, K:2017/606 sayılı kararı ile Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen karar;

  • Teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel kavramı kanunda açıkça tanımlandıktan sonra, bedel kapsamında kabul edilmeyen ancak, matraha dâhil edilmesi gereken gelir unsurlarının sayıldığı Kanunun 24’üncü maddesinin (c) fıkrasında, kur farkına yer verilmediği,
  • Maddede yer alan “gibi” ifadesi, maddede sayılan matraha dâhil unsurlara nitelik olarak benzeyen diğer gelirleri kapsaması amacıyla kullanıldığından, kur farkının, bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği,
  • Dövizli işlemler sonrasında mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan kişi tarafından her zaman ilave bir bedel elde edilmesi mümkün olmadığından ve döviz kurunun düşmesi halinde alıcı lehine bir durum oluştuğundan kur farkı, niteliği itibarıyla maddede sayılan diğer gelir unsurlarından farklılık arz ettiği,
  • KDV Kanununun 24’üncü maddesinde yer alan “gibi” ifadesinden yola çıkılarak kur farkının vade farkı mahiyetinde olduğu kabul edilmek suretiyle katma değer vergisi matrahına dahil edilmesi, hukuk devletinin unsurlarından biri olan hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi dava konusu Tebliğ ile katma değer vergisi matrahına ilişkin hükümlerin yorum yoluyla genişletilmesi, vergilendirmenin temel öğelerinin kanunla belirlenmesi gerekliliğini de kapsayan verginin kanuniliği ilkesine de aykırılık oluşturduğu,

gerekçeleri ile bozulmuştur.

Bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesi olarak Danıştay 4. Dairesinin ısrar kararı vermesi mümkün olmayıp, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun kararına uymak zorunda kalacak ve kur farklarının KDV matrahına dahil edilmesi gerektiğinin açıklandığı Tebliğ’in ilgili bölümünü iptal edecektir.  

Ancak Danıştay 4. Dairesi, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “5.3.Kur Farkları” başlıklı alt bölümünün iptal edilmesi yönünde kararını verene kadar tebliğin ilgili bölümü halen yürürlükte bulunmaktadır. Bu bakımdan mevcut uygulamalar için tebliğe göre hareket edilmesi ve Bakanlık tarafından yapılacak düzenlemelerin takip edilmesi görüş ve kanaatindeyiz.

 

05.11.2018

 

 

 

Bu dokümanda yer alan bilgiler genel içeriklidir ve herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin özel durumuna hitap etmemektedir. Sürekli güncel ve doğru bilgi sunumuna özen gösterilmesine karşın bu bilgiler her zaman her durumda doğru olmayabilir. Hiç kimse özel durumuna uygun bir uzman görüşü almaksızın , bu dokümanda yer alan bilgilere dayanarak hareket etmemelidir. Nexia Türkiye ve AS Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş.’ye, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.


© Copyright 2016 As Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır.