Gündem

Kurumlar Vergisi Mükelleflerinde Döviz Cinsinden Borçlanma ve Vergisel Sonuçları

 

Türkiye’deki şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başvurduğu en yaygın yöntemlerden biri, ortaklardan veya aynı grup içerisindeki diğer şirketlerden döviz cinsinden borç almaktır. Ticari hayatın hızı içinde oldukça pratik bir çözüm gibi görünen bu işlem, aslında kambiyo mevzuatından Türk Ceza Kanunu’na kadar uzanan, her adımda dikkatle yönetilmesi gereken gerçek bir "hukuki labirent" teşkil etmektedir.

 

Bankalar ve finansal kuruluşlar dışındaki şirketlerin birbirlerine döviz cinsinden kredi kullandırması, Türkiye’deki düzenlemeler altında oldukça dar bir alana hapsedilmiştir.

 

Bu düzenlemeler, işletmeleri sadece idari para cezalarıyla değil, "tefecilik" suçlamasından "ekonomik kamu düzenine aykırılık" nedeniyle sözleşmelerin geçersizliğine kadar uzanan stratejik risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.

 

Döviz cinsinden yapılan grup içi borçlandırmalarda gündeme gelen diğer bir konu ise vergi mevzuatı açısından bakımından, örtülü sermaye ve yabancı kaynak gider kısıtlaması gibi spesifik durumlar hariç olmak üzere, işletme faaliyetleri kapsamında kullanılan dövizli borçlara ilişkin kur farklarının gider yazılıp yazılamayacağı hususudur. Bazı görüşlerde söz konusu giderlerin “kanunen yasaklanmış fiiller” kapsamında değerlendirilerek KKEG sayılması gerektiği ileri sürülmekteyse de işlemin hukuki niteliği ve gerçek mahiyeti bu yaklaşımın tartışmalı olduğunu göstermektedir.

 

Aşağıda yer alan yargı kararında, yargısal görüş ifade edilmiş olmakla beraber dava aşamasına ilişkin yargısal görüşün kesin durumuna ulaşılmamıştır.

“Davacı şirketin ortağından döviz cinsinden yaptığı borçlanmalar, aralarında yapılan menkul ve gayrimenkul alım-satımı, taşıt veya finansal kiralama dahil her türlü menkul veya gayrimenkul kiralama, leasing ile iş ve hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin hiçbirinin kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla, davacı şirketin yurt içi yerleşik ortağından 2019 hesap döneminde döviz cinsinden yaptığı borçlanmaların 32 sayılı Kararın 4/g maddesi ve 2018-32/52 sayılı Tebliğ ile yapılan düzenleme kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı şirketin yurt içinde yerleşik ortağından almış olduğu döviz cinsinden borçlarına ilişkin kur değerlemesi yaptığı ve söz konusu tutarları kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığından bahisle yapılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” (Antalya 1. Vergi Mahkemesi’nin 28.10.2021 tarihli ve E.2021/465, K.2021/1258 sayılı Kararı).

 

Söz konusu yargı kararından anlaşılan, ekli makalemizin konusu dahilindeki olayların vergi idaresi tarafından da eleştiri konusu yapılabildiği anlaşılmaktadır.

 

Sonuç olarak şirketler arası dövizli borçlanmalar, yalnızca bir finansman yöntemi olmayıp; kambiyo rejimi, vergi uygulamaları ve hukuki sorumluluklar bakımından dikkatle yapılandırılması gereken işlemlerdir.

 

Konuya ilişkin detaylı değerlendirmeler ekli makalemizde yer almaktadır.

Saygılarımızla

 

 eki-1

eki-2

Bu dokümanda yer alan bilgiler genel içeriklidir ve herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin özel durumuna hitap etmemektedir. Sürekli güncel ve doğru bilgi sunumuna özen gösterilmesine karşın bu bilgiler her zaman her durumda doğru olmayabilir. Hiç kimse özel durumuna uygun bir uzman görüşü almaksızın , bu dokümanda yer alan bilgilere dayanarak hareket etmemelidir. Nexia Türkiye ve AS Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş.’ye, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.

İletişim

© Copyright 2019 As Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır.